Vidicat.Net Hayatın Anlamı

Hayatı Anlayan Blog

'Sağlık' kategorisi icin arsiv

Tuvalette Kapılan Hastalıklar

Yazan: UsLaNMaZ Tarih: Şub 5th, 2010 | Kategori:: Sağlık


Fastfood restaurantlarında, alışveriş merkezlerinde veya stadlardaki tuvaletlerden korkmanız için mikrop fobiniz olmasına gerek yok. Grip, koli basili ve hepatit A gibi birçok bakteri umumi tuvalet ve lavabolarda üremek ve bulaşmak için bekliyorlar.

Birçok araştırma tarafından bu bakterilerin tuvaletlerden hiç ayrılmadığını kanıtladı. Peki tuvaletlerden ciddi bir hastalık kapma ihtimalimiz var mı?

Dürüst olalım: Bu yazıyı okuyan çoğu insan tuvaletini yaptıktan sonra ellerini yıkamıyor. Üzücü bir gerçek ama kadınınız doğru söylüyor: Pisuarı kullanıyoruz ama aklımız başka şeylerde olduğu için etrafa biraz taşırıyoruz ve elimizi pantalonumuza siliyoruz.

İşte bu iki dakikalık yolculukta, dokunduğumuz her noktada binlerce bakteri var ve binlerce bakteri bize geçmiş oluyor. Size umumi tuvaletlerde hijyen sağlayabilmek için birkaç öneri sunuyoruz.

Ne Kapabilirsiniz?

Doğrular biraz zalimce gelebilir. Gripten ishal virüsüne kadar birsürü şey lavaboda, el kurutucusunda ve tuvalet kapağında geziyor. Eğer düzgün temizlemezseniz kendinizi, değişik hastalıklara – koli basili, hepatit A, menenjit, vb. hastalıklar yüzünden haftalarca hasta olma riskini taşıyorsunuz demektir.

Yazın ortasında kaptığınız gribi tuvaletten kapmış olmanız yüksek ihtimal. Tuvalete gittiğiniz heryerde bu bakteriler bulunuyor.

İlk korumanız

Hava ve dokunma yoluyla geçen bakterilerden korunmanın birsürü kolay yolu var, en güçlüsü de kendi bağışıklık sisteminizin olması. Sağlığı yerinde olan insanlar yaşlı veya gençlerden daha fazla umursamaz olabilirler. Bu demek değildir ki gidin umumi tuvaletlerde yaşayın.

Kirli yerlere dokunduktan sonra elinizi yıkamamanız sağlıklı değil ama zarar görmeme ihtimaliniz de var. Vücudunuz bunun için yeterince güçlü. Ama eğer bağışıklık sisteminiz gripten veya alerjiler yüzünden yorgunsa, bu bakteriler sizi günlerce yatağa düşürebilir.

Tuvaletlerden bel soğukluğu kapabilir misiniz?

Sağlıklı bir bağışıklık sistemi ya da değil, yürüyen bir virus olmamak için yapabileceğiniz çok şey var. Öncelikle, ellerinizi yıkayın!! Önceki taşıyıcıdan kalan mikroplardan kaçınmak için en önemli yol budur. Sıcak su ve sabunla yaklaşık 20-30 saniye avuçiçinizi, elinizin üstünü, parmaklarınızın arasını ve tırnaklarınızın altını yıkayın. Sağladığınız sürtünme sayesinde tuvaletlerin en ölümcül bakterisini öldürdünüz.

Eğer hastaysanız yada bağışıklık sisteminizin zayıfladığını düşünüyorsanız sifonu çekmek için kağıt kullanabilirsiniz. Klozet ve çevresi mikroplarla kaynayan yerlerden biri. Sifonu çektikten sonra klozetten hemen uzaklaşın çünkü hava yoluyla bulaşan mikroplar uçuşmaya başlayacaklardır. Işık hızıyla kaçın demiyoruz ama oyalanmayın.

Bulabildiğiniz heryerde klozet kağıtlarından kullanın. Eğer oturucaksanız bolca tuvalet kağıdı ile kaplayın böylece poponuz ile klozet birbirine değmez. Işiniz bittiğinde bir sonraki kullanıcıya saygılı olun ve tuvalet kağıdını tuvaletin içine itin.

Musluğu ve kapıyı açmak için kağıt havlu kullanın. Yoksa metal yerlere dokunarak ellerinizi boşa yıkamış oluyorsunuz. Bunlar her insanın yapması gereken basit ve kolay şeyler.

Ne Kapmazsınız?

Korkunç gelecektir ama klamidya ve bel soğukluğu gibi cinsel yolla bulaşan hastalıkları taşıyan organizmalar umumi tuvaletlerde görülmüştür. Ama poponuzda kesik yarık gibi bir yara yoksa bunları kapmanız az ihtimal. Bunlar gibi enfeksiyonların bulaşması için kesik veya yara olması gereklidir.

Ayrıca bu mikropların (ve ishale neden olan mikropların) yaşam süreleri çok kısadır bu yüzden bir yere bulaştıktan sonra ölürler. Bir virüsle temasa geçseniz bile sizi etkilemesi için bol miktarda olması gereklidir.

Eğer çişin üzerine oturursanız veya sifonu çektiğinizde tuvalet suyu sıçrasa bile enfeksiyonu kapma ihtimaliniz düşüktür. En iyisi oturmadan önce silin.

Kısa İpuçları

* Tuvalette herhangi bir yüzey ile temasa geçmekten kaçının: oturağı tuvalet kağıdı ile kaplayın; musluğu ve kapıyı açmak için kağıt havlu kullanın.

* Eğer tuvalet kapağı varsa sifonu çekmeden önce hava yoluyla bulaşan bakterileri önlemek için onu kapatın.

* Ellerinizi iyi bir şekilde sıcak su ve sabunla 30 saniye yıkayın ve tekrarlayın.

* El dezenfektanınızı kullanmayı unutmayın.

Hijyen konusunda takıntılı olmanıza gerek kalmadan, istatistiklere güvenin ve sağlıklı bir bağışıklık sisteminin sizi koruyacağını bilin.

Sık sık ellerinizi yıkamaktan başka, yanınızda ıslak mendil ve dezenfektan taşıyarak ortalama bir korumaya sahip olabilirsiniz. Muslukları ve kapıları açmak için bileğinizi veya kağıt havlu kullanmak ise mikroplarla olan temasınızı minimuma indirger.

Umumi tuvaletlerde milyonlarca mikrop olmasına rağmen, birkaç adımda onlardan kaçmak çok kolay.


Kansere karşı önlemler(magara adamları )

Yazan: UsLaNMaZ Tarih: Ara 21st, 2009 | Kategori:: Sağlık

Uzmanlar yeni çalışmalarla kanserin önlenebilir olacağını ve bugüne kadar inanılan efsanelerin çoğunun yanlış olduğunu belirtti.

3. Prevantif Onkoloji Sempozyumu’nda kanserin önlenebilir bir hastalık olduğu belirtilirken, kanserin önlenmesi için yapılması gerekenler, yeni araştırma ve çalışmalar hakkında bilgi verildi. Sempozyum Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik, Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer ve Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü, Prevantif Onkoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mutlu Hayran’ın katıldığı basın toplantısında kanser konusunda doğru olarak bilinen birçok konuda açıklamalarda bulunuldu.

İşte kanserle ilgili bilinen esfaneler:

- Soyanın içindeki kadınlık hormonu olan östrojene benzer maddeler, yüksek dozda alındığında meme ve rahim kanserlerine yol açabilir.
- Ceviz, fındık, fıstık gibi zararsız olduğu, kolesterol içermediği söylenen yağlı gıdaların (zeytinyağı dahil) çok miktarda alınması şişmanlatır.
- Domates, brokoli ve lahana gibi gıdaların yüksek miktarlarda tüketilmesinin kanserden koruduğuna dair veriler yeterli değildir.
- Ganoderma Lucidum (sözde ölümsüzlük mantarı!) , içinde bir nevi “kadınlık hormonu” ve teratojen (ceninler üzerinde kanser yapıcı etki) olan dietilstilbestrol (DES) maddesini içerdiği için önceleri prostat kanserinde kullanılmış ancak sonradan ilaç olarak kullanılması 2002’de FDA tarafından yasaklanmış ve piyasadan kaldırılmış olan PC-SPES’in 8 bitki karışımından biridir. Reishi kullanımına bağlı karaciğer yetmezliği ve arkasından ölüm ile sonuçlanan vakalar tıbbi literatürde bildirilmiş olup basında geçtiği şekliyle Reishi’nin yan etkisinin olmadığı bilgisi kesinlikle yanlıştır. Sık görülen yan etkileri bulantı ve kusma (kemoterapi alanlarda önemli bir sorundur) ve “fare zehiri” diye de bilinen warfarin benzeri etki ile kanamaya yol açmasıdır. Tedavi ile ilişkili en önemli sorunlardan bir diğeri de bu mantarın, daha önceden greyfurt suyunda da tanımlandığı şekilde karaciğer sitokrom enzimleri üzerinden etki ederek, kemoterapi veya beraberinde kullanılan bulantı önleyici ilaçların etkilerinin azalmasına neden olmasıdır. Bulantı, kusmaya yol açması, kanama yan etkisi, kemoterapi ve diğer ilaçların etkilerini azaltma sorunları yüzünden özellikle kemoterapi ile beraber kullanılması, kemoterapiden önce ve/veya sonra alınması kesinlikle sakıncalıdır.
- Aspartam ve sakarin gibi yapay tatlandırıcıların kansere neden olduğu bilgisi ispatlanmamıştır.
- Kahve tüketiminin kansere neden olduğu ve yeşil çayın kanserden koruduğuna dair bilimsel bir bulgu yoktur.
- Genetiği değiştirilmiş gıdaların, kanser riskini artırdığına dair bilimsel bir bulgu yoktur.
- Hazır gıdalardaki katkı maddelerinin, uygun oranlarda kaldığı takdirde kanser yapıcı etkisi mevcut değildir.
- Yiyecekler ilaç değildir. Hekim tarafından tavsiye edilmediği sürece gıda takviyesinde bulunulmasının ya da beslenme şeklinin değiştirilmesi kesinlikle uygun değildir. Bitkilerin, meyve ve sebzelerin bilinçsiz tüketilmesi yarardan çok zarar verebilir, çeşitli organlarda hasara yol açabilir, kanser dışında başka hastalıklarının oluşmasına zemin hazırlayabilir.
-Vitamin takviyesi ve kapsüllerinin kanserden koruma etkisi yoktur aksine kanseri tetiklidiğini gösteren çalışmalar mevcuttur:
- Havucun içinde de bulunan beta-karoten maddesinin fazla alınması, sigara bağımlılarında akciğer kanseri riskini arttırabilmektedir. Yapılan bir araştırmada, sigara içenlere beta-karoten tableti verildiğinde, ölüm oranlarının arttığı tespit edilmiştir. Bu havucun tüketilmemesi anlamı taşımaz, aksine sigara içenlerin sigarayı bırakmaları daha yaşamsaldır. Havuç günlük gıda alımı içinde taze olarak yenilebilir ve böyle tüketildiğinde kanserden koruyucudur.
- Yiyeceklerle alınan folat kanserden koruyucu etki yaparken hergün yüksek dozda folat vitamin tableti tedavisi ile artmış kanser ve kalp damar hastalığı riski gösterilmiştir.

OBEZİTE

- Şişmanlığın çoğu kanser çeşidini arttırdığı gösterilmiştir.

ALKOL

-  Alkol kanseri tetikler. Az miktarda bile olsa alkol kanserojen etki gösterir. Özellikle sigara ile birlikte kullanıldığında bu etki daha da artar.

DİĞER FAKTÖRLER:
- Cep telefonu kullanımına bağlı kanser gelişimi konusunda veriler yetersiz olup kullanımının kısıtlanmasına dair bilimsel bir öneri yoktur.
- Sadece ABD, Belçika ve Tayvan’ın belli bölgelerinde yeryüzünün derin katmanlarından içme suyuna karışan arseniğin uzun süre tüketilmesinin kanser yapıcı etkileri tanımlanmıştır. Türkiye’deki içme suyunda arsenik düzeylerine ait bilgiler yetersizdir. Arseniğe maruz kalma, arsenikle çalışan kişilerde, önemli miktarda şarap içen kişilerde, ahşap içeren evlerde yaşayan kişilerde ve geçmişte arsenik içeren pestisit kullanılan çiftliklerde yaşayan kişilerde olabilmektedir.
- Doğum kontrol hapları ve menopoz sonrası hormon replasman tedavisinin, hem kanser hem de kalp rahatsızlıkları açısından önemli yan etkileri vardır. Bu nedenle kesinlikle doktor tavsiyesi ile alınmalıdır.
- Zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak, ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddeleri içeren karışımların (pestisit) kullanımı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kontrol altındadır. Halen ülkemizde kullanımda olan pestisitler kanser yapıcı etkileri açısından kontrol altında olan bileşiklerdir. Tüketilen maddenin üzerindeki pestisit kalıntılarının bertarafı için uygun hijyenik önlemler yeterlidir. En önemli risk pestisiti uygulayan kişinin (ülkemizde çiftçi veya yetiştirici) kendisine ve çevresindeki kişilere olmaktadır.

TÜTÜN
- Tütün kullanımı her çeşit kanseri arttırır. Tüm kanserlerin yaklaşık yarısının sebebi tütün ve tütün mamülleri kullanımıdır.
- Tütün dumanı ana akım ve yan akım olmak üzere ikiye ayrılır. Bir sigaradan ortama saçılan dumanın çok büyük çoğunluğu yan akımdan oluşmaktadır. Bazı kanser yapıcı maddelerin miktarı yan akım dumanda ana akıma göre 10-200 kat daha fazladır.
- Pasif içicilik de kanser sebebidir. Sigara içmeyenlerde çevresel tütün dumanına maruziyet akciğer ve meme kanseri riskini arttırmaktadır.

KANSERDEN KORUNMAK İÇİN MAĞARA ADAMINI ÖRNEK ALIN!

İlk insanda kanser yoktu. Neden mi? İşte size 6 sebep:
1) Sigara içmezdi ve çevresinde de sigara içilmezdi.
2) Ne bulursa onu yerdi. Vitamin hapı, takviye gibi diyet kandırmacalarına maruz kalmazdı.
3) Yiyeceğini bulmak için saatlerce koşturur egzersiz yapardı.
4) Alkol kullanmazdı.
5) Güneş ışığından korunmada modern insana göre daha dikkatliydi.
6) Güvenli cinsel yaşam konusunda daha şanslıydı.

GEÇEN SENE YARARSIZDIR DEDİK AMA BU SENE ARTIK UYARIYORUZ: VİTAMİN TAKVİYESİ ZARARLIDIR!!!

Vitamin takviyesi ve kapsüllerinin kanserden koruma etkisi yoktur aksine kanseri tetiklediğini gösteren çalışmalar mevcuttur. 2009 yılının son aylarında sayıları gittikçe artan çalışmalar sonucunda uzmanlar uyarıyor:

Yiyeceklerle alınan folat kanserden koruyucu etki yaparken hergün yüksek dozda folat vitamin tableti tedavisi ile artmış kanser ve kalp damar hastalığı riski gösterilmiştir. Bazı çalışmalarda folik asidin felç ve kalp hastalığı riskini azaltacağının, kalın bağırsak kanserini engelleyebileceği bulguları ile birçok insan kalp hastası ve kanser olmamak için folik asit tabletleri kullanmaya başladı. Hatta Amerika, Kanada ve Şili gibi unlara ve benzeri ürünlere folik asit eklenmeye kadar yaygın kullanıma girdi. Fakat yıllar sonra özellikle gıda takviyesi yapılan bu ülkelerde kalın bağırsak ve prostat kanserlerinde yüzde 200’ e varan artışlar dikkati çekmeye başladı. 2009 yıllarının ortalarından itibaren sayıları gittikçe artan araştırmalarda folik asidin yüksek dozlarının normal hücreler yanında kanser hücrelerinin çoğalmalarını kolaylaştırdıkları ve artırdıkları gösterildi. Norveç’te yapılan çalışmalarda folik asit ve B12 desteği alan kalp hastaları arasında akciğer kanserine yakalananların oranının, genel nüfusa göre yüzde 25 daha fazla olduğunu ortaya kondu. Araştırmada ayrıca, vitamin desteği alanların diğer kanser hastalıkları ve diğer rahatsızlıklardan ölüm oranı da daha yüksek çıktı.

Kaynak: Hürriyet


Vucut Geliştirme Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenle

Yazan: UsLaNMaZ Tarih: Kas 7th, 2009 | Kategori:: Sağlık

Vücut Geliştirme

HER VÜCUT GELİŞTİRMECİNİN BİLMESİ GEREKEN 10 GERÇEK Her disiplinde olduğu gibi, vücut geliştirme sporunda da, başarıya ulaşma yollarını destekleyen birçok metot ve süreci içeren spekülasyon vardır.
Bu spekülasyonlar genellikle, vücut geliştirmecinin kafasını karıştıran ve onu köstekleyen sonuçlara neden olur. Mesela, beslenme konusunda şöyle bir yanlış kanı vardır; her türlü yağdan kaçınmak, kişinin sağlığını geliştirir ve arzu edilen bir bünye kazandırır. Ancak, araştırmalar gösteriyor ki; doğru türdeki yağların, uygun miktarlarda ve düzenli olarak alınması, sadece sağlığı iyileştirmekle kalmaz, fiziki gelişimi de destekler.
Yazinin tamamini oku →


Kansere Karşı Aspirin

Yazan: UsLaNMaZ Tarih: Eyl 29th, 2009 | Kategori:: Sağlık

Bazen mucize ilaç olarak bazen de yan etkileriyle gündeme gelen aspirin, bu kez de kanser için ümit oldu.

İngiliz bilim adamları, özellikle kolon kanseri oluşumuna karşı aspirinin yeni özelliklerini keşfetti.

Asetil salisilik asit, yani ticari adıyla Aspirin, Almanya’da 1899 yılında tescil edilmesinden bu yana, belki de dünyada en çok bilinen ve kullanılan ilaç oldu.
Yazinin tamamini oku →


Migren Hastalığının Düşmanları

Yazan: UsLaNMaZ Tarih: Eyl 9th, 2009 | Kategori:: Sağlık

Migren ağrılarınız zaman zaman dayanılmaz hale geliyorsa yanlış yaptığınız bir şeyler var demektir.

Bazen yedikleriniz, bazen de yaşam şekliniz migren ağrılarınızın dayanılmaz hale gelmesine neden olabilir. Eğer migreniniz varsa yediklerinize dikkat etmeli ve ağrıları şiddetlendirecek şeylerden uzak durmalısınız.

Yazinin tamamini oku →


Kolaların Temizlikteki Önemi

Yazan: UsLaNMaZ Tarih: Eyl 5th, 2009 | Kategori:: Sağlık

TEMİZLİKTE BÜYÜK YARDIMCINIZ

TUVALETİ TEMİZLEMEK İÇİN: Bir kutu kolayı klozetin
içine dökünüz. Bir saat kadar bekleyiniz ve sifonu çekiniz.Koladaki
sitrik asit tuvalet başındaki lekeleri yok edecektir.

KROM TAMPONLARDAKİ PAS LEKELERİNİ YOK ETMEK İÇİN:
Tamponu -coca cola-ya batırılmış marlboro folyosuyla iyice ovunuz.
Yazinin tamamini oku →


Kalıcı Dövmenin İçinde Ne var?

Yazan: UsLaNMaZ Tarih: Eyl 4th, 2009 | Kategori:: Sağlık

KALICI DÖVMEDE OTOMOBİL BOYASI VAR!
Vücuda yaptırılan dövmelerde otomobil boyası, yazıcı mürekkebi gibi mamullerin ana hammaddesi olan güçlü kimyasallar kullanılıyor.

Dermatoloji uzmanı Dr. Dilek Peker, dövme yapımında kullanılan kimyevi maddelerin, zehirlenmelerden tümör oluşumuna, hepatitten AIDS’e kadar çok sayıda ölümcül hastalığa davetiye çıkardığı uyarısında bulundu.
Yazinin tamamini oku →


Kan Ağlayan İnsan

Yazan: UsLaNMaZ Tarih: Eyl 3rd, 2009 | Kategori:: Sağlık

Amerika’nın Tennessee Eyaleti’nde yaşayan 15 yaşındaki Calvino Inman adlı genç ağladığı zaman gözlerinden, yaş yerine kan geliyor. Doktorları dahi şaşırtan Inman’ın neden bu şekilde tepki verdiği ise henüz çözülebilmiş değil…

İÇİNDE ŞEYTAN VAR ŞÜPHESİ
Arkadaşlarının, içine şeytan girdiğini düşündüğü gencin, günde üç kez, çoğu kez önceden geldiğini hissettiği kanlı gözyaşları yaklaşık bir saat boyunca gözlerinden akıyor.
Yazinin tamamini oku →


Sigara İçenleri Neler Bekliyor..!!

Yazan: UsLaNMaZ Tarih: Eyl 3rd, 2009 | Kategori:: Sağlık


Sigara icenleri:
Sigarayi seviyorum, birakmayi dusunmuyorum diyenler;
“Sigara iciyorum ama birakamiyorum” diyenler olarak ikiye ayirabiliriz.
Ikinci gruptakilerin sigarayi birakmamasindaki nedenlerden biri de kilo alma korkusudur. Ulkemizde, 15-20 yas arasi genclerin yuzde 20’si sigara icmektedir. Yapilan arastirmalar gosteriyor ki, ozellikle adelosan cagindaki (15-20 yas arasindaki) hafif toplu kizlarin sigaraya baslama nedenleri cogu zaman zayiflamak olarak belirlenmistir.
Yazinin tamamini oku →


Biber hapı faydali bitkiler fikralar e-ticaret kadıköy casus telefon kozmetik alexa yemek tarifi maltepe
Sayac Kodu
site ekle Internet Blogs - BlogCatalog Blog Directory