Yazan: linguist Tarih: Ara 25th, 2009 | Kategori::
Edebiyat
Ben gözlerinin karanlığında bunalımlara girmişken, sen hangi güneşin tesiri altındasın acaba? Ben her nefes alışımda masmavi gökyüzünü de içime çekiyorum öylesine… Öylesine ki, o masmavi derinliklerde gözlerini buluyorum her seferinde.. Bana ait olmayan gözlerini.. Şimdi başka gözlerde olan gözlerini.. Sen amaçsızca yürürken yollarda, ben her kaldırım tanesine sen de bastın diye, nazikçe ve bir o kadar da seni incitmek istemezcesine basıp geçiyorum.. Bazen yolumu değiştiriyorum. Sözüm ona senle geçtiğimiz yollardan geçmemek için.. Yollar aynı olmasa da kaldırımlar aynı.. sen yoksun, o ayrı. Seni ne kadar unutmaya çabalasam da zihnime öyle bir yer etmişsin ki sevgili, ey ulaşılamayan sevgili, ey gönlümde yiten sevgili, unutmak ne mümkün seni! İçimde yanan hasretimle ben, baktım durdum yollarına… Sensizlik de o yangının rüzgarı sevgili. Onun şiddeti arttıkça yangın da çoğalıyor. Savruluyor bir o yana, bir bu yana.
Yazinin tamamini oku →
Yazan: linguist Tarih: Ara 23rd, 2009 | Kategori::
Edebiyat

Bu sana son veda kurşun gözlü
Sana geleceğimi söylemiştim
Hadi, uzat elini helalleşelim
Seni bilmem ama ben kendi payıma düşen acıyı yaşadım
Yasımı tuttum
Benden artık bu kadar
Ne sana, ne kendime ne de sevdaya verilecek hesabım kalmadı
Başım dik gidiyorum
Seni kalbimin sadece benim bildiğim bir yerinde
Altın işlemeli atlaslara sarıp saklayacağım
Yazinin tamamini oku →
Yazan: linguist Tarih: Ara 23rd, 2009 | Kategori::
Edebiyat
eskir bir sevdanın gözyaşları masalda
dökülmüş anka kuşunun kanatlarına
bir kıvılcım
bir uzun ateş
ayağında çöl tuzu, yan yan bitmiyor
ektiği tarlada, hasretin tohumlarıyla
bir kız hasadını topluyor
denizci sevgilisine, yıllar önce ölen
Yazinin tamamini oku →
Yazan: linguist Tarih: Ara 22nd, 2009 | Kategori::
Edebiyat

Ben seni bir okyanusun derinliginde buldum da sevdim
Parlak bir inciydin benim için
Paha biçilmez bir inci
Ben seni soguk ve yagmurlu bir günde
Seni düsünürken gülüsündeki sicakligin içime dolup da
Beni sardigi bir anda sevdim
Seni sadece selvi boyun,siyah saçlarin yada kara gözlerin
Güzel bir yüzün var diye degil
Fikirlerinle,konusmandaki güzelligin ve benim o kor halde yanan yüregimle sevdim
Ben seni derinden ve hissederek sevdim
Her kalp atisimda vücudumun dört bir kösesine yayildigini
Beni sardigini her nefes alisimda cigerlerime isledigini bilerek sevdim
Seni kis gecelerinin o soguk yataginda birlikte uyuyup beni isittigin
Yaz sicaginda uyuyamayip sikintilarim oldugun
Ve rüyalarimda bulustugumuz gecelerde sevdim
Yazinin tamamini oku →
Yazan: linguist Tarih: Ara 3rd, 2009 | Kategori::
Edebiyat
öğle sıcağında şiir yazma bana
gecenin karanlığı ve büyüsü sinmeli mısralarına
tutkunun kokusu başını göstermeli
gözlerimi kapatabilmeliyim,
gece gözlerimi sana çevirmeli..
bir parça mavilik almalısın denizden
ve bulaştırmalısın yüreğime
öyle parça parça değil
bütün bedenime
Yazinin tamamini oku →
Yazan: linguist Tarih: Ara 3rd, 2009 | Kategori::
Edebiyat
Öyle apansız sesleniyorsun ki bana
Boşta bulunup “efendimm” diyorum
Ben seslenmedim diyor annem
Sana öyle gelmiş.
Öyle kızıyorum ki anneme seni duymuyor diye
Şiirler okuyorum hatta yazıyorum
Olmuyor
Öyle kızıyorum ki şiirlere seni sen gibi anlatmıyor diye
Şarkılar dinliyorum her daldan her dilden
Hiç biri senin bana söylediğin şarkılara benzemiyor
Öyle kızıyorum ki şarkılara seninkiler değil diye
Sokağa atıyorum kendimi dar nefes
Ayaklarım sana doğru geliyor
Yazinin tamamini oku →
Yazan: linguist Tarih: Ara 2nd, 2009 | Kategori::
Edebiyat
Gece yarısı, karanlık bir bozkırda Işıklar içinde akan bir tren kadar yalnızım içinde onca insan, içinde dünya… Soluk soluğa, demirden bir ırmağa mahkum Ve bilmeyen sonsuzluk nedir, Haklı olan kim bu kargaşada? Ateş ve su, yaşam ve ölüm, irin ve şiir Ucu bucağı olmayan bu çığlığın Ortasında nasıl barışılabilir? Anlamak isterim, hangi yasa Bir beşikle bir darağacını Aynı ağaçtan, ne adına var edebilir? Sorular sormak için geldim şu dünyaya Yasım acıların yasıdır Boynumu üzgün bir çiçek gibi kırıp da Yollara düştüğümde, başımda deniz köpüklerinden Ya da sabah yellerinden bir taçla Yürüdüğüme inanırdım – yanılırdım Geceyi günle, acıyı sevinçle kardığım Bu söylencenin bir yerinde durakladım Ve anlatamadım, konuşamadım bir daha. Acını ödünç ver bana,
Yazinin tamamini oku →
Yazan: linguist Tarih: Ara 2nd, 2009 | Kategori::
Edebiyat
Biraz değiştim,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…
Değiştim,
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
Ben benimle savaşıyorum,
Seninle değil!
Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın
Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim,
Sorun değil!
Yazinin tamamini oku →
Yazan: linguist Tarih: Ara 2nd, 2009 | Kategori::
Edebiyat
O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz… Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz… ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin… O’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain… sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa, ve O,
Yazinin tamamini oku →
Yazan: linguist Tarih: Ara 2nd, 2009 | Kategori::
Edebiyat
Birden özleyiveriyorsunuz…
Çoktan unuttuğunuzu sandığınız
ya da yalnızca bir kere karşılaştığınız
ve özlemek için yeteri kadar tanımadığınız birini
bir sabah çılgınca özleyerek uyanıyorsunuz.
Rüyalarınız, içinizdeki o gizli, esrarını ele vermez büyücü,
Yazinin tamamini oku →